20 Yıl
4 yaşındayken televizyonda siyah çarşaflı bir kadın görmüştüm ve ilk defa gördüğüm için çok şaşırmıştım. Babannem de ‘Bu insanlar bizim de böyle olmamızı istiyorlar’ demişti. Bir kaç yıl sonra yani ilkokul ve ortaokul yılları boyunca zaman zaman McDonalds’lara bomba konulurdu, terrör yüzünden sinemaya gidemiyorduk, hatta otobüse binmezdik bazen. Dün bir nikah için gittiğim Sincan Harikalar Diyarında Casper heykeliyle resim çektiren siyah çarşaflı bir kadın gördüm. Aslında 12-13 yaşlarındaydı.. Hemen aklıma geldi: O kadını televizyonda gördüğümden beri 20 yıl geçti.. Sonra bugün şehit haberlerini izledim, sabahtan akşama kadar.. Ve aklıma geldi: Terörün hayatımızı (en azından benimkini) etkilemeye başlamasından beri 18 yıl geçti.. Bütün bu zaman içerisinde herşeyin daha iyiye gitmesi gerekmez miydi? 24 yaşında, hayatımda belki de en bilinçli olduğum dönemde bu kadar katlanılamaz gelişmelerin doruk noktasına ulaşması şanssızlık mı? Yoksa tam tersi mi? Hala bu ülkede doğduğum için şanslıyım diyorsam eğer, bu sadece Osmanlı’yı tüm zorluklara rağmen ve (aynı şu andaki gibi) ‘’iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde'’yken Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüştürebilenler sayesindedir..
