story

April 11, 2008

Best lyrics ever written…

Filed under: Uncategorized

"Feel"

Come and hold my hand
I wanna contact the living
Not sure I understand
This role I’ve been given
I sit and talk to God
And he just laughs at my plans
My head speaks a language
I don’t understand

I just wanna feel
Real love feel the home that I live in
Cos I got too much life
Running through my veins
Going to waste
I don’t wanna die
But I ain’t keen on living either
Before I fall in love
I’m preparing to leave her

Scare myself to death
That’s why I keep on running
Before I’ve arrived
I can see myself coming
I just wanna feel
Real love feel the home that I live in
Cos I got too much life
Running through my veins
Going to waste
And I need to feel
Real love and the love ever after
I can not get enough

I just wanna feel
Real love feel the home that I live in
I got too much love
Running through my veins
To go to waste

I just wanna feel
Real love and the love ever after
There’s a hole in my soul
You can see it in my face
It’s a real big place

Come and hold my hand
I wanna contact the living
Not sure I understand
This role I’ve been given
Not sure I understand
Not sure I understand

Robbie Williams

March 30, 2008

Two Kinds of Love

Filed under: Uncategorized

First the heart must be filled

Filled with dark, massive, solid blood

Throbbing and splashing out as it is pumped in

Drowning it, speeding it up, wearing the heart away

A high velocity rifle, winged canon ball, heavy pudding.

But then–

Silken pink liquid kissing, caressing, sedating, distilling

wrapping the heart softly

uniting the veins, tissues, myriad layers into one fleshy berry, cotton ball

in which you will hide your dreams coming true at the end of the day

when the heart is fulfilled…

azra

March 27, 2008

3. SEÇENEK

Filed under: Uncategorized

İki secenek var:

1) Bu millet demokrasi ne demek bilmiyor. Bilse bazılarının demokrasisi diğerlerininkinden önemli olmaz.

    Hukuk ne demek bilmiyor. Bilse ‘Bu devirde parti kapanır mı?’ diye sormaz.

    Milliyetçilik ne demek bilmiyor. Bilse daha çok çalışır.

    Liberalizm ne demek bilmiyor. Bilse liberal omaz.

    Laiklik ne demek bilmiyor. Bilse bu özgürlüğü hiçbir şeye değişmez.

    İşin garibi baş örtüsü ne demek onu da bilmiyor. Bilse bunun ‘özgürlük’ olduğunu söyleyemez.

2) Bu millet bunların hepsini biliyor.

    Hayatını bu şekilde yaşamayı tercih ediyor.

Biraz kısa biraz uzun zaman önce bu kadar asil bir şekilde bağımsızlığını kazanan, reformlar gerçekleştiren, yeniden doğan bir ülkenin insanlarının demokrasi, hukuk, milliyetçilik, laiklik ne demek bilmiyor olması mı, yoksa onları reddetmesi mi daha üzücü? 3. bir seçenek var mı?

February 29, 2008

A strong poem

Filed under: Uncategorized

You Fit Into Me

You fit into me

like a hook into an eye

 

a fish hook

an open eye

                                                              Margaret Atwood

February 23, 2008

Kötünün İyisi

Filed under: Uncategorized

Sonradan pek de memnun kalmadığımız bir başbakanın seçildiği gün annem demişti ki; ‘Kadın olsun da, soyarsa soysun!’ Yani kötü olacak, orası kesin, ama bari kadın olsun, bu da bi gelişme bu ülke için diye düşündü sanırım.. Şehrin altını üstüne getiren, beni eve gelmek için hergün Ankara turu atmak zorunda bırakan, susuz kalmamıza neden olan, sonra da ‘Ha gayret!’ diyenler için ‘En azından çalışıyorlar!’ diyenler var ya bir de. Başta böyle düşünenlere gıcık oluordum ama sonradan farkettim ki; bu aslında annemin dediğiyle aynı şey. Yani Türk milleti kötünün iyisine alışmış çünkü iyiyle en son 80 yıl önce karşılaşmış… Ama ben artık kötünün iyisini istemiorum çünkü gördük ki kötünün iyisi sandığımız gibi bizi olduğumuz yerde saydırmaktan çok, daha da geriye götürdü. Eskiden doğalgaz kaçağını kontrol etmek için çakmak kullanan Türk tiplemesi komik gelirken, şu anda üzücü geliyor. Eskiden Mc Donalds’ı kapattırmaya çalışan gençleri anlamazken şu anda onlara çok daha yakın hissediyorum kendimi.. Yani artık herşeyin en iyisini istiyorum bu ülke için.. Umarım hakediyoruzdur, yoksa kötünün iyisine mahkumuz..

February 12, 2008

Lame Poem

Filed under: Uncategorized

You make me want to play the piano, the guitar and the drums

You make me want to sail and swim without being afraid of sharks

You make me want to have five children and live in a farm with lemon trees

You make me hear the rhythm and other details

And you make me want to write a lame poem as follows:

I am yours fire and ease

I am yours draft and masterpeace

I am yours single and a heap

I am yours surrendered and a peep

I am yours frail and keen

I am yours fallen and genuine

I am yours whacked and juvenile

I am yours sober and high…

January 27, 2008

İzmir Bilir Ya

Filed under: Uncategorized

İçimdeki hüzün yüzüme oturmasa da

Bu acı beni yerden yere savurmasa da

Gözümden başka bir yerden okunmasa da

Kim demiş mutlu olduğumu, yandım.

Aşkın ölür ya, duan tutmaz ya

Rüyan olmaz ya ben de kül oldum, yandım.

İzmir bilir ya, fallar çıkmaz ya

Kimse bilmez ya ben de kül oldum, yandım.

(Aslı Güngör)

January 21, 2008

Gülmekten kusmak istiyorum!

Filed under: Uncategorized

İki haftadır 25 yaşındayım! 25 yaş aslında harika bir yaş.. Ama geçmişle kıyasladıkça büyüyor muyum yoksa yaşlanıyor muyum bilemiyorum.. Tek derdimin desimetreleri metreye çevirme fobisi olduğu günler baya geride kaldı. Gülmekten altıma yaptığım günler de.. Ki itiraf etmek gerekirse bunu baya yaşadım! Geçen gün Bade’nin arkadaşı Zeynep onlarda kalmış. O kadar gülmüşler ki, Zeynep gülmekten kusmuş. Hem de süt kusmuş! Ne kadar saf ve muhteşem! Ben de kaç gündür bunu düşünüyorum. Gülmekten kusmak istiyorum! Carrie’nin doğumgününde restorandaki ‘I’m 25! Fuck I am old!’ diyen kızı aklımdan çıkaramıyorum!

‘Yok sarhoş değilim, çok sıkıcıyım, çok çok sıkıcıyım, bıkıyorum kendimden, ölüyorum derdimden..’ Daha güzel bir özet olabilir mi?

Bu yıl o kadar çok gülelim ki kusalım, altımıza yapalım, ağlayalım dileğiyle.. (baya iğrenç)

December 27, 2007

Kylie

Filed under: Uncategorized

I just love this song..

Chocolate

Fragile, seems I opened up to quick and all my dreams were woken up
I slowly lost my fight
with every single man a river cried

I had no sensation, completely numb I felt no satisfaction
I thought no one could ever get me high again
I swear I was not looking

I’ve waited so long, I thought the real thing was a fake, I thought it was a tool to break me down
you prove me wrong again

If love were liquid it would drown me in a placeless place refine me,
in a heart shape come around me and then melt me slowly down
if love were human it would know me in a lost space come and show me,
hold me and control me and then melt me slowly down, like chocolate

Tastes so good my hearts been mended, who’d have thought it would?
an empty bed and still I won the catch, a man who I love and who loves me back

I’ve waited so long for love to heal me, so I’d feel it, thought it wasn’t real and then you came
you prove me wrong again

If love were liquid it would drown me in a placeless place refine me,
in a heart shape come around me and then melt me slowly down
if love were human it would know me in a lost space come and show me,
hold me and control me and then melt me slowly down, like chocolate

Come here, zoom in, catch the smile
there’s no doubt it’s for you and I’m addicted tonight

Just one look boy to mellow it out
just one heart here to save me now
your candy kisses are sweet I know
hold me tight baby, don’t let go

December 25, 2007

2008

Filed under: Uncategorized

‘O beyaz çam ağacı çok güzel!’ Her sene Bien’in beyaz çam ağacını görünce aynı şeyi hissediyorum. ‘Çok güzel!’ Bu sene de aynı şeyi hissettim ama yanında ek bi hisle geldi bu sefer: ‘Çok güzel!…Bu kaç senedir burda?’

Üstünde kırmızı bi elma asılıydı bir sene, resim çektirmiştik. Ben sarışındım.. Demek ki baya olmuş.. İşte tam bu ‘’sad stream of consciousness'’ sırasında, beyaz çamın önünde saçları dökülmüş bir çocukluk arkadaşımı gördüm! Ve bu beni gerçekten sarışın olduğum zamanlara geri götürdü!

Bir beyaz çam ağacı, saçları hiç beyazlamıcak bir arkadaş bir de üstüne saçları bir yastıkta beyazlıcak arkadaş sayısındaki büyük artış derken az yılbaşı görmediğimi farkettim. Bunu farketmemde neredeyse milleniumda doğmuş öğrencilerimin de etkisi var tabi ki! Onların da hakkını verelim.

2008.. Sanki uzay çağı falan! (Uzay çağı diyerek de seksenlerde büyüdüğümü ispatladım ya neyse..) Yeni seneye böyle başlayalım..






















Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Naoko M